Beha - 2016
Bazen fark ediyorum; bazı duyguları özellikle bazı insanlardan saklıyoruz. Güçlü olduğumuzu düşünmesini istediğimiz kişilerden… Çünkü insan, zayıf olduğunu hissettirdiği yerde incineceğini düşünüyor.
Bir çocuğun üzüntüsünü annesinden sakladığını pek görmeyiz mesela. Çünkü orada güç gösterisine gerek yoktur. Ama yetişkin oldukça tablo değişiyor. Ne sakladığımız ve kimden sakladığımız biraz netleşiyor.
Peki neden saklıyoruz?
Çünkü ezileceğimize inanıyoruz. Ağlayan birinin zayıf görüleceğini düşünüyoruz. İçten içe kabul etmişiz bunu. Zamanın ruhu bize şunu fısıldıyor: Güçlü olan ayakta kalır, zayıf olan geride kalır. Böyle olunca da duygularımızı yaşamak yerine onları gizlemeyi öğreniyoruz.
Gülmek de tam burada devreye giriyor. Her gülüş neşeden gelmiyor. Bazen gülmek, bir savunma biçimi oluyor. Karşımızdakine “etkilenmedim”, “bu beni aşmaz” demenin sessiz yolu gibi. Söylenen şey ciddiyse ve sen gülüyorsan, aslında bir mesafe koyuyorsun.
Bu hâl zamanla öyle doğal bir refleks oluyor ki, insan farkında olmadan her durumda gülümser hâle geliyor. Yüzde sürekli bir “her şey yolunda” ifadesi… Oysa içerde olan bitenle çoğu zaman ilgisi yok.
Ama bir de bizi güçlü olmak zorunda hissettirmeyen insanlar var. Onların yanında duygular saklanmıyor. Ağlanması gerekiyorsa ağlanıyor, susulması gerekiyorsa susuluyor. Olduğu gibi… Zorlanmadan.
Belki de gerçek güç, saklamaya gerek duymamaktır.
Ve belki de gülmek her zaman mutluluk değil, bazen sadece bir örtüdür.
Sizi böyle hissettiren insanların artması dileğiyle...
0 yorum